Grip

Grip, burun, bronşlar ve akciğerden oluşan solunum sisteminde meydana gelen, Influenza A, Influenza B ve Influenza C virüslerinin neden olduğu, yüksek derecede bulaşıcı viral bir enfeksiyondur.

1-2 hafta içinde hastalar genellikle iyileşir ancak hastalığın etkileri haftalarca devam edebilir. Bazı hastalardaysa hayatı tehdit eden komplikasyonlar (zatürre gibi) gelişebilir.

Sonbahar ve kış aylarında, en sık Ekim-Mart aylarında görülür ve oldukça ciddi bir hastalıktır. İşgücü kaybı açısından bakıldığında en yüksek maliyete yol açan hastalıkların başında yer alır.

Soğuk algınlığı sonucu oluşan enfeksiyonlara %90 virüsler etkendir. Soğuk algınlığına neden olan 200 kadar değişik virüs tanımlanmıştır.

En sık görülen virüsler

  • Rhinovirus %15-40
  • Coronavirüsler %10-20
  • Parainfluenza Virüsü %5-10
  • Respiratuar Sinsisyal Virüs %6
Soğuk Algınlığı Nedir?

Soğuk algınlığı bulaşıcıdır. Başlangıçta bulaşmanın "damlacık enfeksiyonu" ile yani aksırma, öksürme ile etrafa saçılan damlacıkların içindeki virüslerin havada kalması ile gerçekleştiği sanılırdı. Ancak bugün elde edilen kanıtlar bulaşmanın, virüsü taşıyan hastanın elinden geçmesi ve hassas bireylerin de nazal (ağız-burun) mukozalarına sürmeleri ile oluştuğu yönündedir. Bu nedenle soğuk algınlığının bulaşmasını engellemenin bir yolu ellerin sık yıkanmasıdır.

Yapılan araştırmalar soğuk havanın, soğuk algınlığının başlaması ve seyretmesi ile ilişkili olmadığını göstermiştir. Üstelik bu araştırmalara göre psikolojik stres, üst solunum yollarını etkileyen alerjiler ve adet dönemleri, hastalığa yakalanma riskini artırmaktadır.

Soğuk algınlığına birçok virüs sebep olabilir, bu sebeple vücut hiçbir zaman bu virüslerin tümüne direnç gösteremez ve hastalık tekrarlanabilir.

Soğuk algınlığında:

  • Soğuk algınlığı tanısı koyulmalı, var olan belirtileri tespit edilmelidir.
  • Belirtilere göre tedavi uygulanmalıdır.
  • Ateş
  • Baş ağrısı
  • Eklem ve kas ağrısı
  • Yorgunluk hissi
  • Akan ya da dolu burun
  • Hapşırma
  • Boğaz ağrısı
  • Göğüs doluluğu

Aşağıdaki durumlardan herhangi birinin görülmesi halinde ve belirtilerin geçmemesi durumunda mutlaka doktora başvurmak gerekmektedir:

  • 39°C'yi geçen ateş
  • Sürekli ya da çok kıvamlı balgam üreten öksürük
  • Nefes alırken ağrı
  • Devamlı kulak ağrısı
  • Şişmiş lenf bezleri
  • Yutkunurken zorlanma
  SOĞUK ALGINLIĞI GRİP
Ateş Nadir 380-390
Başağrısı Nadir Sürekli
Genel ağrı ve sızı Az Genellikle
Yorgunluk Hafif 2-3 Hafta
Tıkalı Burun Genellikle Bazen
Hapşırma Genellikle Bazen
Boğaz ağrısı Genellikle Bazen
Öksürük Nadir Genellikle
Komplikasyonları Sinüzit ve kulak ağrısı Bronşit, zatürre
Engellemek Hiç bir şey yapılamaz Aşılama ve antiviral ilaçlar
Tedavi Belirtileri geçici olarak ortadan kaldırlır. Belirtiler görülmeye başladıktan sonraki ilk 48 saatte antiviral tedavi başlanması ve beklentileri gidermeye yönelik tedavi

Soğuk algınlığında belirtiler giderilerek hasta rahatlatılır. Bazı ilaçlar birden fazla etken madde içerir. Hekiminiz bu maddelerin ne olduklarını bilir ve sadece ihtiyaç duyulan etken maddeleri içeren ilaçları size önerir. Tedavide ağrı kesici ve ateş düşürücüler de kullanılır.

Hapşırık ve kaşıntı semptomlarını azaltmak için antihistaminikler (alerji önleyiciler) kullanılır. Antihistaminikler, “birinci ve ikinci kuşak antihistaminikler” olmak üzere iki grupta incelenir. Birinci kuşak antihistaminikler uykuya (sedasyon) neden olduğu için çalışanların, özellikle trafikte bulunan ve dikkat gerektiren işlerde çalışanların ilacı kullanmadan önce dikkat etmeleri gerekir. İkinci kuşak antihistaminikler uykuya sebep olmadıkları için güvenle kullanılabilir. Grip ve soğuk algınlığı tedavisi için, içinde uykuya sebep olmayacak antihistaminik bulunan ürünler kullanılması hem iş gücü kaybını önleyecek hem de kısa sürede tedaviyi sağlayacaktır.

Burun tıkanıklıklarının giderilmesi ve üst solunum yollarındaki konjesyonu (damarda kan toplaması) azaltmak için "dekonjestan"lar kullanılmalıdır.

İki farklı türde öksürük vardır:

Eğer balgamlı bir öksürük var ise balgamın sulandırılıp solunum yollarından atılabilmesi için "ekspektoran" içeren bir öksürük şurubunun kullanılması gerekir.

Eğer kuru, gıcık yapıcı türde ve özellikle akşamları rahatsız eden bir öksürük var ise "antitüssif" özellikteki ilaçların kullanılması uygundur. Antitussifler beyindeki öksürük merkezini baskılayarak, öksürüğün kısır döngüsünü kırar; sayı ve şiddetini azaltırlar.

Domuz Gribi Hakkında Merak Edilenler

Yaygın şekilde domuz gribi olarak bilinen influenza H1N1, Nisan 2009’da Meksika ve Amerika Birleşik Devletleri’nde tespit edildi. Bu virüs, Avrupa ve Asya’da domuzlarda görülen influenza virüsünden iki genin yanı sıra, kuş ve insan influenza virüslerinden de genler taşımaktadır.1 Virüs normalde Kuzey Amerika’daki domuzlarda görülen influenza virüslerinden de bir çok gen taşıdığı için “domuz gribi” olarak adlandırılmıştır. 2

Meksika’dan başlayan virüs hızla dünyaya yayıldı. Virüs Amerika kıtasında iki ülkede insandan insana geçince, 25 Nisan 2009’da Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) pandemi (ülkeler arası yaygın salgın) alarmını Faz 5’e çıkardı. 11 Haziran 2009 itibarı ile virüs Asya, Avrupa ve Okyanusya’ya da yayılmış, DSÖ ise pandemi alarm düzeyini Faz 6’ya çıkarmıştı.

Her yıl görülen normal mevsimsel influenza ortalama olarak 250 – 500.000 kişinin ölümüne yol açmaktadır. Bir influenza pandemisinin ise etkileri ve sonuçlarının ise bundan çok daha ağır olması beklenmektedir.

Belirtileri normal mevsimsel influenzaya benzeyen H1N1 virüsünün yol açtığı semptomlar şunlardır: 4

  • ateş
  • öksürük
  • boğazda yanma
  • vücutta ağrı
  • baş ağrısı
  • üşüme
  • yorgunluk, halsizlik

H1N1 influenzanın insanlarda ciddi hastalıklara (zatürree ve solunum yetmezliği gibi) ve ölümlere yol açtığı bildirilmiştir. 4

H1N1 özellikle astım ve diyabet gibi kronik hastalıkları bulunan kişilerle, hamile kadınlar açısından son derece tehlikeli kabul edilmektedir. Bugüne kadar en fazla 6 aylıktan 24 yaşına kadar çocuklarda ve gençlerde yayıldığı görülmüştür. Sağlık çalışanları ve çocuk bakıcılarının da risk altında olduğu belirtilmektedir. 5

H1N1 virüsünden korunmak için Dünya Sağlık Örgütü şunları tavsiye etmektedir:6

  • İyi görünmeyen, ateşi olan veya öksüren insanlarla yakın temastan kaçınılmalıdır.
  • Eller sık sık sabunlu suyla yıkanmalıdır.
  • Genel sağlığa dikkat edilmelidir. Uyku miktarı yeterli olmalı, iyi beslenilmeli ve fiziksel olarak aktif olunmalıdır.
  • Hasta kişilerle yakın temastan kaçınılmalıdır.
  • Bu hastalıkla kontamine olmuş olabilecek yüzeylere temas etmekten kaçınılmalıdır.
  • Öksürüldüğünde ya da hapşırıldığında ağız ve burun bir kağıt mendille kapatılmalıdır.
Aşı geliştirme çalışmaları ve GSK:

Araştırmacı ilaç firmaları H1N1 virüsünün tehlike yaratır hale gelmesiyle birlikte bu virüse karşı aşı geliştirmek için çalışmalarına başladı. DSÖ’nun pandemi alarm seviyesini Faz 5’e yükseltmesinden sadece üç ay sonra, yani Temmuz 2009’da yeni aşı için klinik araştırmalara başlayacak konuma geldiler.

İnsan yaşamının kalitesinin yükselmesi ve ortalama yaşam süresinin uzaması için yenilikçi ilaç ve tedaviler geliştiren araştırmacı ilaç firması GlaxoSmithKline (GSK) aşı konusunda da öncülük yapan firmalardan biri oldu.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, H1N1 virüsünün yol açtığı domuz gribine karşı GlaxoSmithKline’ın (GSK) geliştirdiği aşıyı 30 Eylül 2009’da onaylamıştır. Yapılan klinik çalışmalarda ve uygulamalarda GSK H1N1 aşısının yan etkilerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu görülmüştür. 7 GSK, bu zamana kadar dünya çapında pek çok Hükümet ile toplamda 440 milyon doz H1N1 aşısı sağlamak üzere anlaşma imzaladı. Bunun yanısıra aşıyı en etkin şekilde ihtiyaç sahibi ülkelere ulaştırmaya odaklanan GSK, Dünya Sağlık Örgütü’ne de 50 milyon doz aşı bağışlayacaktır.

Referanslar:

  1. CDC: Questions & Answers: Novel H1N1 Flu (Swine Flu) and You, August 5, 2009
    http://www.cdc.gov/h1n1flu/qa.htm erişim tarihi:15.10.2009
  2. http://answers.flu.gov/questions/3866 erişim tarihi:15.10.2009
  3. http://www.who.int/mediacentre/
    factsheets/2003/fs211/en/
    erişim tarihi:15.10.2009
  4. http://answers.flu.gov/questions/3720 erişim tarihi:15.10.2009
  5. H1N1 Fact Sheet from the Department of Health & Human Services, August 3, 2009 http://www.cdph.ca.gov/programs/immunize/
    Documents/ H1N1FactSheet_final_8-3-09.pdf
    erişim tarihi:15.10.2009
  6. WHO: What can I do? (Updated 11 June 2009)
    http://www.who.int/csr
    /disease/swineflu/ frequently_asked_questions/index.html

    erişim tarihi:15.10.2009
  7. http://www.emea.europa.eu/influenza/
    vaccines/pandemrix/pandemrix.html
    pandemrix/pandemrix.html
    erişim tarihi:15.10.2009
Influenza ve Antiviral Kullanımı

CDC (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) H1N1 pandemisine karşı aşılamayı önermektedir. CDC aşıların gribi önlemekte en iyi araç olduğunu dile getirmektedir. CDC bu sene gribi önleyebilmek için hem mevsimsel gribe karşı hem de pandemik H1N1 gribine karşı aşılanmayı önermektedir. CDC ye göre mevsimsel grip aşısı pandemik H1N1 virüsüne karşı koruma sağlamayacaktır. Bu nedenle pandemik H1N1 grip aşısı mevsimsel grip aşısı yerine değil, bu aşıyla beraber uygulanmalıdır.

Antiviral ilaçlar mevsimsel influenza semptomlarını ve hastalığın şiddetini azaltmalarının yanısıra şiddetli hastalık ve ölüme yol açan durumlardan korunmaya yardımcı olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ciddi hastalık belirtileri gösterenlerde ve altta yatan kronik rahatsızlıkları olanlarda semptomların ortaya çıkmasıyla beraber test sonuçları beklenmeden antiviral kullanımını ilk 48 saat içerisinde önermektedir. Antivirallerin mevsimsel influenza semptomlarını tedavi etmekte etkili oldukları kadar pandemik H1N1 influenza enfeksiyonunda da etkili olacakları kabul edilmektedir. DSÖ aşağıdaki hasta gruplarını antiviral tedavi almak için önceliklendirilmiştir.

  • Hastaneye yatacak kadar ciddi enfeksiyon bulguları olanlar
  • 2 yaşından küçük çocuklar
  • 65 yaşından büyük yetişkinler
  • Hamileler
  • Immunosupresif tedavi alanlar veya kronik hastalıkları olanlar
  • 19 yaşından küçük olup uzun süre aspirin tedavisi alanlar

DSÖ sağlık çalışanları ve kamu görevlileri ile hastalığı onaylanan veya şüpheli H1N1 vakalarıyla yakın temasta bulunan kişilerin hastalığın bulaştırıcı döneminde profilaktik olarak antiviral kullanmalarını önermektedir.

Ayrıca Hastalık Kontrol Merkezi (CDC) ve Immunizasyon Tavsiye Komitesi (ACİP) yumurtaya karşı alerjisi olanlarda ve daha önce mevsimsel grip aşısı olup yeterli bağışıklık sağlanamayanlarda antivirallerin kullanımını tavsiye etmektedir.

Ancak unutulmamalıdır ki antiviral ilaçlar grip aşısının yerine geçmemektedir. Aşılar oluşabilecek hastalıkları ve salgınları önlemeye yönelik olarak uygulanırken antiviral tedavi hastalığın daha kısa sürede ve daha hafif seyirli geçirilmesine yardımcı olmaktadır.

Daha detaylı bilgi için en yakın sağlık merkezine ya da bir hekime başvurulması ve ilaçların hekim kararıyla kullanılması önemlidir.

http://www.cdc.gov/H1N1flu/
recommendations.htm
http://www.who.int/csr/disease/
swineflu/frequently_asked_questions/
swineflu_faq_antivirals/
en/index.html
http://www.who.int/csr/disease/
swineflu/frequently_asked_questions/
swineflu_faq_antivirals/en/index.html erişim tarihi 06.11.2009
Guillain-Barré Sendromu ve Influenza Aşıları

Dünya Sağlık Örgütü influenza aşısıyla aşılanan insanlarda Guillain-Barré sendromu görülme olasılığının aşılanmayanlarda görülen orandan farklı olmadığını açıklamıştır.

A.B.D’de heryıl grip aşısı olsun ya da olmasın 100.000 kişide 1 kişide GBS görülmektedir.Günümüze kadar grip aşılaması ve GBS arasında bir ilişki var olup olmadığını açıklayabilmek için bir çok klinik çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalarda influenza aşıları ve GBS arasında herhangi bir ilişki olmadığı saptanmıştır. Sadece bir çalışmada ise milyonda 1 vakanın grip aşısı sonrası GBS riski taşıdığı belirtilmiştir.

Ek olarak Hastalık Önleme Merkezi (CDC) influenza enfeksiyonu sonrası GBS görülme olasılığının aşı sonrası oluşabilecek GBS riskinden daha fazla olduğunu bildirmiştir.

Yapılan klinik çalışmalarda ve uygulamalarda GSK H1N1 aşısınınyan etkilerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu görülmüş ve aşı Avrupa İlaç Kurumu (EMEA) tarafından kullanım için onaylanmıştır.

Yan etkiler ile ilgili bilgiler hem üretici firmaların, hem de ABD Sağlık Bakanlığı ve İngiliz Ulusal Sağlık Sistemi’nin (NHS) web sitelerinde bulunmaktadır. NHS, domuz gribi aşısı denemelerinde, bir tür felç olan Guillain-Barre Sendromu’na rastlanmadığını açıklamıştır.

Daha detaylı bilgi için en yakın sağlık merkezine ya da bir hekime başvurulması en uygun yol olacaktır.

http://www.who.int/csr/disease/swineflu/
frequently_asked_questions/
vaccine_preparedness/safety_approval/en/
erişim tarihi 6.11.09
http://www.cdc.gov/flu/professionals/
vaccination/vaccine_safety.htm
erişim tarihi 6.11.09
Gebelik ve Aşılama

Dünya Sağlık Örgütü 30 Ekim tarihli basın açıklamasında gebelikleri sırasında pandemik H1N1 enfeksiyonu geçirenlerin hastaneye yatış oranlarının toplumdaki insanların hastaneye yatışlarıyla karşılaştırıldığında 10 kat daha fazla oldugunu açıklamıştır.Bu nedenle gebelerde hastalık mortalitesinin daha fazla olduğu ve aşı sonrası riskler gözönüne alındığında aşılamanın önemli olduğu vurgulanmaktadır.

Daha detaylı bilgi için en yakın sağlık merkezine ya da bir hekime başvurulması en uygun yol olacaktır.

Aşı Üretim Süreci
  • Öncelikle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) pandemiye yol açan virüsü tespit edip bu virüsün tavuk yumurtasında kolay yetişebilecek ana suşunu üretmektedir. Bu suşlar DSÖ tarafından üretici şirketlere verilmekte ve üretimin başlangıcını oluşturmaktadır.
  • Üreticiler bu ana virüsü tavuk yumurtasına enjekte ederek aşıda kullanılacak kendi virüs serilerini üretirler.
  • Virüsün tavuk yumurtasına enjekte edilmesinden birkaç gün sonra virüs yumurtalardan toplanmakta, saflaştırma ve standartlaştırma süreci gerçekleştirilmektedir. Bu işlemlerle virüsten, aşı için gerekli antijenler elde edilir.
  • Bunun ardından antijenler tüplere yerleştirilerek etiketlenmektedir.
  • Aşının adjuvanı ayrıca üretilmekte ve aşının uygulanması sırasında antijene eklenmektedir.
  • Bütün bu işlemler ruhsatlandırma otoritelerinin belirledikleri standart ve kurallara göre yapılmaktadır.
  • H1N1 aşısıyla ilgili klinik araştırmalar halen devam etmekte sonuçlar alındıkça ruhsatlandırma otoriteleri ve kamuoyu ile paylaşılmaktadır.

Üretim şeması için tıklayınız.

Sıkça Sorulan Sorular

H1N1 virüsü hakkında bilgi verir misiniz?

Yaygın şekilde domuz gribi olarak bilinen influenza H1N1, Nisan 2009’da Meksika ve Amerika Birleşik Devletleri’nde tespit edildi. Bu virüs, Avrupa ve Asya’da domuzlarda görülen influenza virüsünden iki genin yanı sıra, kuş ve insan influenza virüslerinden de genler taşımaktadır. Virüs normalde Kuzey Amerika’daki domuzlarda görülen influenza virüslerinden de bir çok gen taşıdığı için “domuz gribi” olarak adlandırılmıştır.

Meksika’dan başlayan virüs hızla dünyaya yayıldı. Virüs Amerika kıtasında iki ülkede insandan insana geçince, 25 Nisan 2009’da Dünya Sağlık Örgütü (WHO) pandemi (ülkeler arası yaygın salgın) alarmını Faz 5’e çıkardı. 11 Haziran 2009 itibarı ile virüs Asya, Avrupa ve Okyanusya’ya da yayılmış, WHO ise pandemi alarm düzeyini Faz 6’ya çıkarmıştı.

DSÖ tarafından belirlenen H1N1 pandemisine yol açan ve aşı içeriklerinde bulunan grip suşu nedir?

H1N1 pandemisine yol açan ve aşı içeriklerinde bulunan grip suşu (alt tip) ile bu yıl kuzey yarımküre’de uygulanan mevsimsel grip aşısının içerisinde bulunan suşlar farklıdır. Bununla paralel olarak CDC (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi) bu sene gribi önleyebilmek için hem mevsimsel gribe karşı hem de pandemik H1N1 gribine karşı aşılanmayı önermektedir. CDC ye göre mevsimsel grip aşısı pandemik H1N1 virüsüne karşı koruma sağlamayacaktır. Bu nedenle pandemik H1N1 grip aşısı mevsimsel grip aşısı yerine değil, bu aşıyla beraber uygulanmalıdır.

Hastalığın belirtileri nedir?

Belirtileri normal mevsimsel influenzaya benzeyen H1N1 virüsünün yol açtığı semptomlar şunlardır:

  • ateş
  • öksürük
  • boğazda yanma
  • vücutta ağrı
  • baş ağrısı
  • üşüme
  • yorgunluk, halsizlik

Hastalıktan korunmak için kişilerin dikkat etmesi gereken noktalar nedir?

H1N1 virüsünden korunmak için Dünya Sağlık Örgütü şunları tavsiye etmektedir:

  • İyi görünmeyen, ateşi olan veya öksüren insanlarla yakın temastan kaçınılmalıdır.
  • Eller sık sık sabunlu suyla yıkanmalıdır.
  • Genel sağlığa dikkat edilmelidir. Uyku miktarı yeterli olmalı, iyi beslenilmeli ve fiziksel olarak aktif olunmalıdır.
  • Hasta kişilerle yakın temastan kaçınılmalıdır.
  • Bu hastalıkla kontamine olmuş olabilecek yüzeylere temas etmekten kaçınılmalıdır.
  • Öksürüldüğünde ya da hapşırıldığında ağız ve burun bir kağıt mendille kapatılmalıdır.
  • Bununla paralel olarak CDC (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi) bu sene gribi önleyebilmek için hem mevsimsel gribe karşı hem de pandemik H1N1 gribine karşı aşılanmayı önermektedir.
Bölge Adı Ölüm Vakaları
AB ve EFTA ülkeleri 1.934
AB / EFTA dışında kalan Avrupa ülkeleri ve Orta Asya 407
Akdeniz & Ortadoğu 1.350
Afrika 116
Kuzey Amerika 3.393
Orta Amerika & Karayipler 223
Güney Amerika 3.163
Kuzeydoğu & Güney Asya 2.086
Güneydoğu Asya 388
Avustralya & Pasifik 217
TOPLAM 13.277


Hastalık neden ölümlere yol açıyor?

H1N1 influenza genellikle insanlarda zatürree veya solunum yetmezliği gibi ciddi hastalıklara neden olarak ölüme yol açabiliyor.

Hangi gruplar risk altında bulunuyor?

H1N1 özellikle astım ve diyabet gibi kronik hastalıkları bulunan kişilerle, hamile kadınlar açısından son derece tehlikeli kabul edilmektedir. Bugüne kadar 6 aylıktan 24 yaşına kadar çocuklarda ve gençlerde en fazla yayıldığı görülmüştür. Sağlık çalışanları ve çocuk bakıcılarının da risk altında olduğu belirtilmektedir.

H1N1 virüsünün etkisinin azaldığı doğru mu?

Bunu doğrulayan bilimsel bir veri bulunmamaktadır. Tüm dünyada hükümetler ve yetkili kurumlar öldürücü ve ağır sonuçları olabilecek bu hastalığa karşı hazırlıklarını sürdürmektedir.

Pandemi tehdidi var mı?

DSÖ alarm seviyesini Faz 6 düzeyinde tutuyor. Yani tüm dünyayı etkisi altına alacak bir pandemi tehlikesini ihtimal dahilinde görerek gelişmeleri yakından takip ediyor. DSÖ bu yıl mevsimsel grip salgınının kuzey yarı kürede her zamankinden daha erken başlamış olmasına da dikkat çekiyor. Bütün bunlar olası bir pandemiye karşı hazırlıklı olmak gerektiğini ortaya koyuyor.

Aşılama çalışması gerekli mi?

CDC (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi) aşıların gribi önlemekte en iyi araç olduğunu dile getirmektedir. CDC bu sene gribi önleyebilmek için hem mevsimsel gribe karşı hem de pandemik H1N1 gribine karşı aşılanmayı önermektedir. CDC ye göre mevsimsel grip aşısı pandemik H1N1 virüsüne karşı koruma sağlamayacaktır. Bu nedenle pandemik H1N1 grip aşısı mevsimsel grip aşısı yerine değil, bu aşıyla beraber uygulanmalıdır.

H1N1 virüsü domuzdan geldiğine göre, Müslümanlara aşı uygulaması sakıncalı olabilir mi?

H1N1 virüsü, domuzlarda görülen bir influenza virüsünün bazı genlerini taşıdığı için, yol açtığı hastalık başlangıçta domuz gribi diye adlandırılmıştı. Aşıda kullanılan antijende domuz metabolizmasından, domuza ait herhangi bir madde bulunmamaktadır. Bu nedenle Müslümanlara yapılmasında bir sakınca bulunmamaktadır.

Pandemi hakkında güncel bilgilere nereden ulaşabilirim.

Bu konu hakkında detaylı bilgilere Dünya Sağlık Örgütü, CDC (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi), ECDC (Avrupa Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi) ve Sağlık Bakanlığı web sitelerinden ulaşılabilir.

Dünya Sağlık Örgütü: http://www.who.int/
CDC (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi): http://www.cdc.gov/
ECDC (Avrupa Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi): http://www.saglik.gov.tr
Sağlık Bakanlığı: http://www.ecdc.europa.eu

GSK H1N1 aşısı hakkında

Aşının özellikleri nedir?

Aşı alanında yenilikçi yaklaşımıyla öne çıkan GSK, pandemi aşısı üretiminde firmaya özel tescilli bir teknoloji kullanmaktadır. Aşı antijenin yanı sıra destekleyici nitelikte bir adjuvan sistemini de içermektedir. Bu sistem vücudun bağışıklığını, koruma etkisini güçlendirmekte ve koruyuculuğun uzun ve kalıcı olmasına neden olmaktadır. Ayrıca yine bu teknoloji sayesinde, aşı içerisinde daha az antijen kullanıldığından daha yüksek sayıda aşı üretilebilecek, bu ise daha çok insanın aşılanabilmesi için olanak sağlayacaktır.

Aşının kaç doz yapılmasını tavsiye ediyorsunuz?

Aşının kaç doz yapılacağına klinik araştırmalar sonuçları ışığında Sağlık Bakanlığı karar verecektir.

Aşının uygulanmasında hangi yan etkiler görülüyor?

Yapılan klinik çalışmalarda ve uygulamalarda GSK H1N1 aşısının yan etkilerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu görülmüş ve aşı Avrupa İlaç Kurumu (EMEA) tarafından kullanım için onaylanmıştır.

En sık karşılaşılan yan etkiler diğer aşı uygulamalarına benzer olarak görülen lokal enjeksiyon yeri semptomları olmuştur. Lokal enjeksiyon yeri ağrısı ve yorgunluk hissi, kırgınlık, kas ve eklem ağrısı sık karşılaşılan yan etkiler olarak bulunmuş, herhangi bir ciddi yan etki ile karşılaşılmamıştır. Hafif düzeyde aşağıdaki yan etkiler görülebilmektedir:

  • Ağrı, kızarma, enjeksiyon bölgesinde kabarma,
  • Bayılma (özellikle yetişkinlerde)
  • Baş ağrısı
  • Adale ağrısı
  • Mide bulantısı
  • Yüksek ateş

Aşının güvenli olup olmadığı konusunda GSK’nın yaptığı çalışmalar nelerdir?

GSK H1N1 aşısıyla ilgili olarak Avrupa, Kanada ve ABD’de 9000 kişinin katıldığı 16 klinik araştırma yürütmektedir. İlk verilerin ve uygulamaların yetkili kurumlarca değerlendirilmesi sonucunda GSK H1N1 aşısının yan etkilerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu görülmüş ve aşı Avrupa İlaç Kurumu (EMEA) tarafından pandemi durumunda kullanım için onaylanmıştır.

Aşının Türkiye’de ve dünyada uygulanması sürecinde de GSK olarak tüm ilaçlarımızda ve aşımızda olduğu gibi yan etkileri takip etmeye ve verileri sağlık otoriteleri ile paylaşmaya devam edeceğiz.

H1N1 pandemi aşılarının kontrendike olduğu durumlar var mıdır?

Bu aşılarda da grip aşılarında olduğu gibi yumurta ve ovalbumin proteinlerine karşı alerjisi olanlarda ya da aşı içeriğindeki diğer etken maddelere karşı anafilaksi öyküsü olanlarda kullanım kontrendikedir.

GSK pandemi aşısında tiomersal var mıdır?

Tiomersal civa içeren organik bir bileşimdir. 70 yıldan beri güvenli bir şekilde aşıların içerisinde antifungal ve antiseptik bir koruyucu olarak kullanılmaktadır. Özellikle çoklu doz olarak kullanılan aşılarda özellikle enjektörün sürekli girip çıkmasıyla oluşan kontaminasyonu engellemek için dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır. ABD’de kullanılan grip aşılarında da tiomersal bulunmaktadır. GSK pandemi aşısında 5mcg tiomersal bulunmaktadır. Bu miktardaki civa içeriği Avrupa İlaç Komitesi’nin belirlediği sınırın altındadır. Bazı aşılar eser miktarda tiomersal içerdiği için bu aşılar tiomersal içermeyen aşılar olarak kabul edilir ancak sonuç olarak bu aşılar içerisinde de tiomersal bulunmaktadır.

Adjuvanda kullanılan skualen maddesinin tehlikeli olduğu söyleniyor, doğru mu?

Skualen hayvanlarda, bitkilerde ve insanlarda doğal olarak bulunan bir maddedir. Karaciğerde üretilir ve kana karışır. Skualen insanın parmak izinde iz olarak çıkan yağsı maddedir. Birçok hormonun yapımında vücutta yer alır. Yumurtada, zeytinyağı, maya, kırmızı et, kurabiyeler, bebek pudraları, ruj, bazı OTC ürünleri, bazı sağlık ürünlerinde kullanılmaktadır. Amerika Savunma Bakanlığı, FDA ve bazı danışma kurulları skualen maddesinin sağlık açısından herhangi bir yan etkisinin olmayacağına karar vermiştir. Skualen aşılarda, immün sistemi tetiklemek için kullanılan adjuvanlarin içinde yer almaktadır. 1997 yılında Avrupa İlaç Kurumu (EMEA) skualen katkılı adjuvanların kullanılmasına izin vermiştir Dünya Sağlık Örgütü skualen içeren adjuvanların 1997’den beri Avrupa’da on milyonlarca doz kullanıldığını ve bu aşılar ile herhangi bir önemli advers olay görülmediğini açıklamıştır.

Dünyada yeni jenerasyon adjuvanlı aşılar onaylı mıdır?

EMEA(Avrupa İlaç Kurumu) 1997 ylindan itibaren adjuvanlı grip aşılarını onaylamıştır, Dünya Sağlık Örgütü yeni jenerasyon adjuvanların 1997’den beri Avrupa’da on milyonlarca doz kullanıldığını ve bu aşılar ile herhangi bir önemli advers olay görülmediğini açıklamıştır.

Avrupa'da yeni jenerasyon adjuvanlı aşılar kaç doz uygulanmıştır ve güvenlilik verileri nasıldır?

EMEA(Avrupa İlaç Kurumu) 1997 yılından itibaren adjuvanlı grip aşılarını onaylamıştır. Dünya Sağlık Örgütü yeni jenerasyon adjuvanların 1997’den beri Avrupa’da on milyonlarca doz kullanıldığını ve bu aşılar ile herhangi bir önemli advers olay görülmediğini açıklamıştır. Bildirilen yan etkiler çogunlukla aşı uygulanan bölgede kızarıklık,şişlik,ısı artışı gibi lokal etkilerdir. Bu yan etkiler daha çok ilk bir haftada görülmektedir.

ABD'de adjuvanlı aşılar bulunmakta mıdır?

Tüm dünyada uzun süredir kullanılan adjuvanlar klasik aluminyum içerikli adjuvanlardır. Adjuvanlar vücudun bağışıklığını, koruma etkisini güçlendirmekte ve koruyuculuğun uzun ve kalıcı olmasına neden olmaktadır. ABD’de çok kısa bir süre önce adjuvan içerikli GSK HPV aşısı (rahim ağzı kanserine karşı koruyucu) FDA’den onay almıştır.

ABD'de yeni jenerasyon adjuvanlı pandemi aşısı onaylı olmadığına göre ABD bu tip aşıyı bu pandemi esnasında hiç kullanmayacak mı?

DSÖ dünyadaki üretim kapasitesini göz önüne aldığında yeterli antijen üretiminin ve dolayısı ile yeterli aşı üretiminin olmasını mümkün bulmamaktadır. Bu bilgileri göz önüne aldığımızda ABD ilk önce adjuvansız aşıların kullanılmasını planlamış ve pandeminin şiddeti ve yaygınlığına göre de adjuvanlı aşıların kullanılacağını açıklamıştır.

Bu aşılar yapıldığı takdirde Guillain-Barre Sendromu, Vaskülit, Felç, Anafilaktik şok ve ölüme neden olabileceği iddia ediliyor?

Yapılan klinik çalışmalarda ve uygulamalarda GSK H1N1 aşısının yan etkilerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu görülmüş ve aşı Avrupa İlaç Kurumu (EMEA) tarafından kullanım için onaylanmıştır.

Yan etkiler ile ilgili bilgiler hem üretici firmaların, hem de ABD Sağlık Bakanlığı ve İngiliz Ulusal Sağlık Sistemi’nin (NHS) web sitelerinde bulunmaktadır. NHS, domuz gribi aşısı denemelerinde, bir tür felç olan Guillain-Barre Sendromu’na rastlanmadığını açıklamıştır.

Aşının Türkiye’de ve dünyada uygulanması sürecinde de GSK olarak tüm ilaçlarımızda ve aşımızda olduğu gibi yan etkileri takip etmeye ve verileri sağlık otoriteleri ile paylaşmaya devam edeceğiz.

Aşının lisanssız olduğu iddiaları doğru mu?

Doğru değildir. İlaç firmaları, lisans veya ruhsat almadan ilaç ve aşılarını satışa sunamazlar. GSK’nın geliştirmiş olduğu H1N1 pandemi aşısı Avrupa İlaç Kurumu (EMEA) tarafından 29 Eylül 2009’da onaylanmıştır. 7 Ekim 2009 tarihinde ise TC Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmıştır.

Dünya gribe karşı vitamin takviyesi ve geçmişte kullanılan ilaçlarla çözüm aradığı ileri sürülüyor. Bunun nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu doğru değildir. DSÖ pandemi düzeyini 11 Haziran 2009 itibari ile Faz 6’ya çıkarmıştır. Her yıl görülen normal mevsimsel influenza ortalama olarak 250 – 500.000 kişinin ölümüne yol açmaktadır. Bir influenza pandemisinin ise etkileri ve sonuçları ağır olacaktır. H1N1 influenzanın insanlarda ciddi hastalıklara (zatürree ve solunum yetmezliği gibi) ve ölümlere yol açtığı bildirilmiştir. H1N1 özellikle astım ve diyabet gibi kronik hastalıkları bulunan kişilerle, hamile kadınlar açısından son derece tehlikeli kabul edilmektedir. Bugüne kadar en fazla 6 aylıktan 24 yaşına kadar çocuklarda ve gençlerde yayıldığı görülmüştür. Sağlık çalışanları ve çocuk bakıcılarının da risk altında olduğu belirtilmektedir.

H1N1 virüsünden korunmak için Dünya Sağlık Örgütü şunları tavsiye etmektedir:

  • İyi görünmeyen, ateşi olan veya öksüren insanlarla yakın temastan kaçınılmalıdır.
  • Eller sık sık sabunlu suyla yıkanmalıdır.
  • Genel sağlığa dikkat edilmelidir. Uyku miktarı yeterli olmalı, iyi beslenilmeli ve fiziksel olarak aktif olunmalıdır.
  • Hasta kişilerle yakın temastan kaçınılmalıdır.
  • Bu hastalıkla kontamine olmuş olabilecek yüzeylere temas etmekten kaçınılmalıdır.
  • üşüme
  • Öksürüldüğünde ya da hapşırıldığında ağız ve burun bir kağıt mendille kapatılmalıdır.
  • CDC ve DSÖ H1N1 pandemisine karşı aşılamayı önermektedir. Bu nedenle de vitamin takviyesi gibi yöntemlerin yeterli olmayacağı açıktır. DSÖ özellikle risk grubundaki hastalarda test sonuçları beklenmeden hastalık semptomları ile karşılaşır karşılaşılmaz antiviral ilaçlar ile tedaviye başlanmasını da önermektedir.

Hükümet ile yapılan anlaşma

Bugüne kadar kaç Hükümet ile kaç milyon doz aşı temin etmek konusunda anlaşmaya vardınız?

Yeni aşıyı geliştiren GSK bütün dünyada hükümetler ve sağlık yetkilileri ile temas halindedir. GSK şu ana kadar 22 Hükümet ile toplam 440 milyon doz aşı sağlamak konusunda anlaşmaya varmıştır.

Sağlık Bakanlığı ile yaptığınız anlaşma ile Türkiye’ye kaç doz aşı sağlayacaksınız?

Yeni aşıyı geliştiren GSK bütün dünyada hükümetler ve sağlık yetkilileri ile temas halindedir. GSK Hükümet’e toplam 25 milyon doz aşı sağlayacaktır. Türkiye’de uygulanacak aşıların büyük çoğunluğu GSK tarafından sağlanacaktır.

GSK’ya ait H1N1 aşısı eczanelerde satılacak mı?

Pandemi normal şartlarda planlanmayan acil bir durum olması sebebiyle, tüm üretici firmalar kaynaklarını buraya yöneltmesine rağmen, ilgili kapasite tüm dünya nüfusunu aşılamaya yetmemektedir. Bu sebeple dünya üzerinde hiçbir ülkede eczane satışı yapılamayacak olup, uygulama ve planlama ilgili sağlık otoritelerine bırakılmıştır.

GSK ve yenilikçilik

GSK’nın Ar – Ge çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

GSK insan yaşamının kalitesini yükselten, ortalama yaşam süresini uzatan, sağlık sorunlarına ve hastalıklara karşı etkin tedaviler sunan yenilikçi ilaçlar üretmektedir. Bir araştırmacı ilaç firması olarak cirosunun önemli bir kısmını yeni ilaçlar geliştirmeye yönelik Ar – Ge yatırımlarına ayırmaktadır. Bu kapsamda Ar – Ge çalışmalarına her yıl ortalama 5 – 6 milyar dolar yatırım yapmaktadır. 100’den fazla ülkede toplam 99 bin çalışanı bulunan GSK’da yaklaşık 15 bin kişilik bir ekip Ar – Ge bölümünde görev yapmaktadır.

GSK’nın aşı Ar – Ge’si çalışmalarıyla ilgili bilgi verir misiniz?

Yeni aşılar geliştirmek için yapılan yatırımlar GSK’nın yıllık Ar – Ge bütçesinde önemli bir yer tutmaktadır. 2009 Şubat ayı sonu itibarı ile dünyada üretilen aşıların dörtte birini GSK tedarik etmiştir. GSK yoksul ülkelere ve gelişmekte olan ülkelere karşı sorumluluklarını yerine getirmeye özel bir önem vermektedir. Bu kapsamda, çoğunluğu Afrika kıtasında ve çocuk olmak üzere her yıl 1 milyondan fazla ölüme yol açan sıtma hastalığına karşı etkin bir aşı geliştirmek için yoğun çalışmalar yapılmış ve hastalara sunulabilecek yenilikçi bir aşıya çok yaklaşılmıştır.

Kullandığı teknolojilerle H1N1 virüsüne karşı etkin korunma sağlayan GSK H1N1 aşısını geliştirmiştir. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, H1N1 virüsünün yol açtığı domuz gribine karşı araştırmacı ilaç sektörünün önde gelen firmalarından GlaxoSmithKline’ın (GSK) geliştirdiği aşıyı onaylamıştır. Bu aşıyı en etkin şekilde ihtiyaç sahibi ülkelere ulaştırmaya odaklanan GSK, Dünya Sağlık Örgütü’ne de 50 milyon doz aşı bağışlayacaktır.

DAHA GENİŞ BİLGİ İÇİN FİRMAMIZA BAŞVURUNUZ

GlaxoSmithKline İlaçları San ve Tic. A.Ş. Büyükdere Cad.

1.Levent Plaza B Blok No: 173 1.Levent 34394 İSTANBUL

Tel: (0212) 339 44 00 - 339 45 75



Basın İçin Bilgiler



Sağlık çalışanları bölümüne ait içeriği görebilmeniz için sağlık çalışanı üyesi olmalısınız. Giriş yapmak için lütfen tıklayınız.






Detaylı bilgi için tıklayınız
INFLUENZA A (H1N1) / DOMUZ GRİBİ

Hızlı Erişim

Tedavi Alanları
ara
GSK Türkiye Siteleri
ara